Tüm Eğitim ve Danışmanlık hizmetlerimiz dost ve müttefik ülkelerin Silahlı Kuvvetleri ve Polis Teşkilatlarına mahsustur.

Eğitimlerimize bireysel katılım mümkün değildir!

 

Yumuşak Güç Unsuru olarak ASSAM ve SADAT

Şah’a karşı Hamle

Dünya basını 2019 Aralık ayında Türkiye ile Libya arasında imzalanan deniz sınır anlaşmasına Doğu Akdeniz bölgesi yetki alanlarının belirlenmesi konusunda Türkiye tarafından oyundaki diğer tüm aktörlere karşı çekilen Şah Mat hamlesi olarak yer verdi. Gurur duyduk.

Pek çok strateji uzmanı bu anlaşma ile ilgili yazdı çizdi ve halen de yazıp çizmeye devam ediyor. Ben anlaşmanın sonuçlarına dair kamuoyunun gözünden kaçmış bir noktaya değinmek istiyorum.

Doğu Akdeniz bölgesinde emelleri olan tüm ülkeler Türkiye'nin çektiği bu hamleye karşı birleşerek hamleyi boşa çıkaracak ve Mat olmaktan kurtulacakları yolun Libya Ulusal Mutabakat Hükümetinin ortadan kaldırılarak yerine gelecek yeni hükümetinde anlaşmayı iptal etmesinden geçtiği konusunda hem fikir oldular. Berlin konferansının sonucunda Birleşmiş Milletlerce tanınan Libya Ulusal Hükümeti tarafından Libya’ya davet edilen Türkiye’ye tek bir yol bırakılmıştır.

 

Piyon ile Mat kıskacından çıkmaya çalışmak

Libya petrollerini ele geçirmek için 2014 yılında CIA tarafından devreye sokulan Halife Hafter[i] acilen Ulusal Mutabakat Hükümetini yıkma görevi ile desteklenmeye başlanan bir piyondur.

Hem Moskova hem de Berlin’deki toplantılarda Hafter’e meşruiyet kazandırılmaya çalışıldı. Uzmanlar tarafından zaten detayları ile incelenen bu konuların arka planlarına girmeye gerek görmüyorum. Ama şu açıkça meydandaki Hafter kaliteli insan kaynağına sahip değil. Ambargoya rağmen silah ve mühimmat ile desteklenen bu terörist sadece Libya’nın geniş toprak parçasını oluşturan boş çöl bölgelerini kontrol altına alarak ülkenin %75’ini ele geçirmiş gösteriliyor. İnsan kaynağı yetersiz olan Hafter lehine güç dengesini değiştirmek üzere paralı askerlerin Libya’ya gittiği bilgisi basına kadar düşünce Başkan Erdoğan açıklamalarında “Libya’dan talep gelirse, Rusya gibi paralı asker çalıştıran özel askeri şirket gönderebiliriz” dedi.[ii]

Başkan Erdoğan’ın bu açıklamaları akıllara SADAT Uluslararası Savunma Danışmanlık Şirketini getirdi.

Gözlerin SADAT’a dönmesi ile Libya konusunda kartlar tekrar karılmak zorunda kalındı. Wagner sahadan çekilmeye başladığını duyurdu.[iii]

Yani Başkan Erdoğan’ın iradesini ortaya koyması Libya’da tüm tarafların pozisyonlarını tekrar belirlemesini gerektirdi. Türkiye uluslararası alanda küçümsenemeyecek derecede önemli bir güce sahip olmasına rağmen bazı iç odaklar gördükleri gerçeği kabullenmek yerine kulaklarına fısıldanan masallara inanmayı tercih ediyorlar.

Libya’da ve Doğu Akdeniz bölgesinde menfaat elde etmek isteyen ve bölge kaynaklarını uzun yıllardır sömüren ülkeler Türkiye’nin Özel Askeri Şirket kartını oynamasını engellemek amacıyla pozisyon alarak karalama kampanyası başlatmakta gecikmediler.

ASDER, ASSAM, SADAT

SADAT Kurucusu, ASSAM Adaleti Savunanlar Stratejik Araştırmalar Merkezi Başkanı Adnan Tanrıverdi Türk Silahlı Kuvvetlerinden Tuğgeneral rütbesi ile emekli olduğu 1996 yılından beri emeklilik hayatını yaşamak yerine Türkiye’nin ve İslam Dünyasının içinde bulunduğu durumdan çıkması ve süper güç haline gelmesi için stratejiler geliştirmekte ve projeler üretmektedir.

28 Şubat postmodern darbesi döneminde inançları sebebiyle suçlu ilan edilip kamu görevinden çıkarılan binleri bir çatı altında toplayan ASDER uzun çalışmalar sonucunda mağdurların kısıtlı da olsa bir takım haklarını 2011 yılında almalarını sağlayabilmiştir. Bu çalışmalar döneminde ASDER içinde ASSAM bir platform olarak stratejiler geliştirmeye başlamış bu çalışmalar 2012 yılında SADAT’ı doğurmuş, 2013 yılında ise ASSAM kurumsal kimliğe bürünmüştür.

Bugün geriye dönüp baktığımızda (E) Tuğg. Adnan Tanrıverdi sırasıyla, muvazzaflık dönemi, emekliliğinde ise www.adnantanriverdi.com web sitesi, ASDER[iv], ASSAM[v], SADAT[vi], Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanlığı, Cumhurbaşkanlığı Güvenlik ve Dış Politikalar Kurul üyeliği gibi hizmetlerle Türkiye'nin son 50 yılında önemli izler bırakmıştır.

Günümüzde Türk dış politikasındaki atılımlar Adnan Tanrıverdi tarafından 15-20 yıl önce yazılıp çizilip söylenen raporlanan stratejiler ve projelerden izler taşımaktadır.

Bugün Türkiye’ye hasmane tutum içinde olan uluslararası güçler bu gerçeklerin farkında olarak Adnan Tanrıverdi, ASSAM ve SADAT üzerinde yalan, iftira, karalama çalışmaları yürütmektedir.[vii]

Bu karalama, yalan ve iftira kampanyaları içeride de benzer yöntemlerle yürütülmektedir. Aralık ayında üçüncüsü gerçekleştirilen ASSAM Uluslararası Kongre etkinliğinde “Mehdiyi (a.s.) bekleme kolaycılığına kaçmayın İslam ülkelerinin birleşmesi için üzerinize düşen çalışmayı yapın” açıklamasını “Mehdi’yi ilan edecekler” yaygarasına dönüştürerek keçisi çalınan müftüyü keçi hırsızı yapmayı denediler.

Böylece yıllardır yürütülen fakat kamuoyunda hak ettiği ilgiyi göremeyen ASSAM çalışmaları geniş kitlelere ulaşma imkanı bulmuş oldu. Bunlar sayısal verilere de yansıdı.

 

Şekil 1 Ekim – Kasım 2019 dönemini içeren 2 aylık veri ile Aralık 2019 – Ocak 2020 dönemi karşılaştırması

Şekil 2 ASSAM site ziyaret grafiği

Bu bize daha büyük bir sorumluluk bilinci ile çalışma azmi getiriyor. Bazen çalışmaların yoğunluğu içinde gözümüzden kaçanları, atladıklarımızı, unuttuklarımızı aldığımız geri beslemelerle düzeltme ve telafi etme imkanı bulmuş oluyoruz.

Hatadan müstesna olanlar sadece peygamberlerdir. Biz çokça hata ve kusur işleriz. Bu sebeple Allah şöyle dua etmemizi emreder;

Ey Rabbimiz! Unutur, ya da yanılırsak bizi sorumlu tutma! Ey Rabbimiz! Bize, bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme. Ey Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmediği şeyleri yükleme! Bizi affet, bizi bağışla, bize acı! Sen bizim Mevlâmızsın. Kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et. (Bakara Suresi 286)

 

Türkiye’den 20 yıl ilerde olmak

Bugün koparılan yaygaranın hedefinde 15-20 yıl önce üretilen stratejilerin kaynağı olarak görülen (E) Tuğg. Adnan Tanrıverdi’nin şahsında bu müstesna kurumların da yıpratılarak Türkiye’nin hem Libya’daki kazanımları hem de ASSAM’ın İslam Birliği konusunda yürüttüğü çalışma bulunmaktadır.

20-50 yıl sonramızı kurtaracak çalışmalar yürüten bu kişi ve kurumları, halen 28 Şubat dönemine takılıp kalmış, gündemi 25 yıl geriden takip eden, “suç değil mi!”, “bu da mı suç değil?” hezeyanlarına kapılmış kafaların anlayabilmesi mümkün değildir. Bu kafalar dünü anlayamadıkları gibi bugünü ve yarını da anlayamıyorlar. Dünya gerçeklerini de okuyamıyorlar.

İnsanlardan öylesi de vardır ki, dünya hayatına ilişkin sözleri senin hoşuna gider. Bir de kalbindekine Allah’ı şahit tutar. Hâlbuki o, İslam’a düşmanlıkta en amansız olandır. O, (senin yanından) ayrılıp iktidara geçince yeryüzünde bozgunculuk yapmağa, ekin ve nesli yok etmeğe çalışır. Allah ise bozgunculuğu sevmez. (Bakara Suresi 204-205)

Türk Silahlı Kuvvetleri Tokat’ını attığında

Libya’da Türkiye'nin hamlelerini boşa çıkararak Doğu Akdeniz’deki haklarını elinden almak amacıyla Hafter’e destek verecek paralı askerlerin karşısına SADAT adının konması dengeleri değiştirmeye yetmiştir.

Türkiye’nin Libya’da SADAT’a ihtiyacı yoktur. Buna rağmen Hafter kuklacıları, Türk Silahlı Kuvvetlerinin Hafter’i tokatlamak üzere kaldırdığı elinin gölgesi sebebiyle can hıraş bağırmaktadır. TSK’nın kaldırdığı el hışımla inecek ve Libya’da Türkiye’ye karşı cephe alanlar darmadağın olacaklar, SADAT’a, ASSAM’a ve kurucusuna yönelik kampanyalar da ister istemez sona erecektir. Asıl feryadı da o zaman duyacağız.

Görelim bakalım kimler feryat edecek!

ASSAM ve SADAT Yumuşak Güçtür

Bugün ASSAM ve SADAT arkasında devlet desteği dahi bulunmayan yumuşak güçlerdir.[viii]

ASSAM stratejiler oluşturan ve dünya kamuoyuna sunarak alternatif yöntemler üreten bir Yumuşak Güçtür.

SADAT ise hiçbir silahlı gücü olmamış ama İslam Ülkelerinde var olan Silahlı Kuvvetler ve Polis Teşkilatlarına ellerindeki Sert Gücü etkin kullanmalarını sağlayacak reorganizasyon, danışmanlık, eğitim ve donatım hizmetleri sunan bir Yumuşak Güç olarak faaliyetlerini yürütmektedir.

SADAT’ın sert güce yani silahlı güce sahip olduğunu iddia edenler, gizli ordu olduğu yalanını uyduranlar, paramiliter, paralı asker vb güçleri olduğunu veya bunları yönettiğini iddia edenler ellerindeki delil, bilgi ve belgeleri savcılığa vermemekle suç işlemektedir.

Senaryo ile video çektirip işte SADAT’ın elemanları yalanları ile servis etmeler FETÖ’nün kanıksanan taktikleridir. Varsa delili gidin suç duyurusunda bulunun. SADAT 2012’den beri faaliyet gösteriyor. Tek bir suç işlediğini ispat eden çıkması mümkün değildir.

Atalarımızın dediği gibi;

Ardında yüz köpek havlamayan Kurt, kurt sayılmaz

Similar Topics

Örnek Eğitim Paketlerimiz
  • Eğitim Paketlerimiz