Tüm Eğitim ve Danışmanlık hizmetlerimiz dost ve müttefik ülkelerin Silahlı Kuvvetleri ve Polis Teşkilatlarına mahsustur.

Eğitimlerimize bireysel katılım mümkün değildir!

 

Haberler

Okuyacağınız bu makale SADAT Savunma ve Vekalet Savaşları başlıklı yazılarımızın üçüncü ve sonuncusunu teşkil ediyor. SADAT Savunma bir savunma danışmanlık şirketi olmasına karşın batılı emperyalist ülkelerin özel askeri şirketleri gibi girdikleri ülkelerde kan ve göz yaşı ekmeyip, barış ve huzurun teminatı olarak faaliyet göstermektedir.

Üstelik bu ülkelerde verdikleri hizmeti Türkiye’nin ve taraf ülkelerin kanun ve nizamlarına uygun hareket ederek yerine getirmektedirler. Bu faaliyetleri yürütürken mevcut ülkelerin milli gelirlerini hortumlamayı değil cüzi bir kazanç ile daha ziyade hizmet kaynaklı anlayışla yürütme gayretindedir.

Asli amaç ticari kazanç sağlamak değil kardeş kanının döküldüğü bu ülkelerde barışı sağlayacak stratejik eylemlerin hayata geçirilmesi için çalışılması olmuştur.

Önceki yazımızda SADAT Savunmaya tezviratlarını akılsızca, şuursuzca, gayri ahlaki bir üslup ve yöntemle yönlendirenlerin arka planda var olan gerekçelerine değinmeye gayret etmiş idik. Şimdi İkinci Dünya Savaşı sonrası özellikle soğuk savaş sonrası Varşova Paktı’nın dağılması ve Rusya’nın eski gücünü yitirmesi üzerine ABD ve saz arkadaşlarının bölgemizde alevlendirdikleri vekalet savaşlarının yöntemine değineceğiz.

Esasında vekalet savaşlarının ilk çıkışı soğuk savaş döneminde olsa da Türkiye’nin de bulunduğu Ortadoğu Coğrafyasında etkin olarak kullanılmaya başlanması 1990 sonrası ABD’nin Kuzey Irak’ı işgali ile başlamıştır.

Varşova Paktı karşısında bir blok oluşturulmak için kurulan NATO, Sovyetlerin dağılması ile misyonunu tamamladığı yönünde tartışmaların merkezine oturdu. Ancak 1990 tarihinde İngiltere’de yayınlanan bir makalede “Will Islam Bury Us” “İslam Bizi Gömecek Mi?” sorusunu gündeme geldi. Söz konusu makaleye göre İslam Dini Varşova Paktı’nın dağılması ile yükselişe geçecek Asya ve Avrupa’da kısa zamanda etkili olacaktır. Makalede daha ileri gidiliyor ve herhangi bir müdahale olmazsa 30 yıl sonra İslam’ın Dünya hakimiyetini eline geçireceğine vurgu yapılıyordu.

İkinci Dünya Savaşı ile büyük bir yıkıma uğrayan Batılı Ülkeler savaşın yıkıcı etkisi ile neredeyse yok olmak üzere olan ekonomilerini düzeltme adına birbirleri ile küresel bir anlaşmaya gittiler ve Avrupa Birliğinin doğmasını sağladılar.

Savaşın galiplerinden ABD, İngiltere ve Fransa sömürgeci anlayışlarını devam ettirmiş ve Afrika Kıtası ile Ortadoğu İslam Ülkelerine yüzlerini çevirmişlerdir. Ortadoğu coğrafyasında gelişmekte olan ülkeleri bereketli bir pazar olarak değerlendirmeyi başarmışlar ve birbirlerini imha etmek için geliştirdikleri silahlarını bu ülkelere satmaya başlamışlardı.

Bu ülkeler silah sanayilerine pazar bulma adına bölgemizdeki ülkelere nifak tohumlarını ekmiş, birbirleri ile savaştırmışlardır. Bölge ülkeleri birbirleri ile savaşmak için batılı ülkelere sattıkları petrol gelirleri ile onlardan daha pahalıya silah almış ve ekonomileri her geçen gün çökerken halkları da fakirleşmeye mahkûm olmuşlardır.

Hani bilirsiniz; Batıda bir takım asılsız haberler çıkarılır sonra bu asılsız haberler mahkemelerde delil unsuru kabul edilir ve partiler kapatılır, iş yerleri yeşil sermaye adıyla yaftalanır, çocuklarımıza verdiğimiz manevi eğitim yuvaları bir bir kapatılırdı.

Bir zamanlar, Ümit Özdağ, SADAT ve kurucusu E. Tuğgeneral Adnan Tanrıverdi hakkında asılsız iddialarda bulunmuştu. “SADAT’ın Tokat’ta ve Konya’da silahlı eğitim kampları olduğunu” söylemişti. Yakın çevresinden kişiler tarafından bu bilgileri nereden aldığı sorulduğunda, “ABD, bir kişi, kurum veya devletin aleyhinde kullanacağı bilgileri, önce kendi mahalli basınında yayınlatır. Sonra da iç basınından alıntı yaparak, uluslararası alanda kullanır. SADAT ile ilgili bilgileri de ABD ve İsrail’den aldım.” Demişti.

Meral Akşener de bir zamanlar kankası olan kişiden duyduklarını doğru zannederek, “SADAT’ın Tokat ve Konya’da silahlı Eğitim Kampları” olduğu iftirasında bulunmuştu. Bu beyanı suç duyurusu olarak kabul eden Ankara Başsavcılığı, SADAT Hakkında kovuşturma başlatmış ve Meral Akşener’i ifade vermeye çağırmıştı. Yapılan uzun sorgulamada, bilgiyi nereden aldınız sorusuna, “Hatırlamıyorum”, belgeniz var mı sorusuna “yok” cevabı vermiş ve bu sorgulamadan sonra bir daha SADAT’ın ismini ağzına alamamıştı.

SADAT A.Ş. hakkında yalan yanlış söylentilere göre hareket etmektense, dürüstseniz bildiklerinizi yargıya taşıyınız.

Tags: ,

‘Silahlı eğitim danışmanlığı’ yapılmasını anayasal düzeni değiştirme olarak algılayan Sol ve Kemalist kafalar şirazeyi kaybettiği gibi içeriğinde din ve dindarlara ait olan her türlü söylem, eylem ve yapıyı da yok etmeye ilk günkü gibi kararlı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eski başdanışmanı, Emekli General Adnan Tanrıverdi’nin Uluslararası Savunma Danışmanlık İnşaat Sanayi ve Ticaret Şirketi’ne (SADAT) yönelik son günlerde yükselen bir karalama kampanyası başlatıldı.

Cumhuriyet gazetesinin başını çektiği operasyon ile SADAT’ı “anayasal düzeni yıkacak” bir unsur olarak öne çıkarma savaşı veriliyor. Cumhuriyet gazetesi Kemalist isimler ile yaptığı röportajlar ile konuyu tekrar gündeme taşıyarak algı operasyonu yürütüyor.