Tüm Eğitim ve Danışmanlık hizmetlerimiz dost ve müttefik ülkelerin Silahlı Kuvvetleri ve Polis Teşkilatlarına mahsustur.

Eğitimlerimize bireysel katılım mümkün değildir!

 

Haberler

Aydınlık Gazetesi 03 EYLÜL 2012 tarihli nüshasında, SADAT A.Ş. hakkında geniş bir haber yayınlamıştır.

Birinci sayfasının yarısını ve dokuzuncu sayfasının tamamını bu habere ayıran ve yarın da habere devam edeceğini açıklayan Gazete; SADAT A.Ş. WEB sitemizdeki bilgileri kendi bakış açısı ile yorumlayarak ve gerçek dışı bilgiler katarak SADAT A.Ş. ve ASDER ile ilgili suçlamalarda bulunmuştur.

Bir müspet mesele, ancak bu şekilde çarpıtılabilirdi.

 

60 İslam Ülkesinin tamamına yakını İkinci Dünya Savaşından sonra bağımsızlığına ulaşmış veya kurulmuştur.

Bu Ülkeler, Silahlı Kuvvetlerini kurarken organizasyonu için ve kurduktan sonra da eğitimi ve donatımı için köklü askeri geleneğe sahip ve savunma sanayi üreticisi Ülkelerin yardım ve desteğine ihtiyaç duymuşlardır.

Bugün de 20 civarındaki Müslüman Ülkelerde batılı yabancı “Savunma Danışmanlık” Şirketleri faaliyet göstermektedir.

İSLAM DÜNYASININ GELECEĞİ VE SADAT A.Ş.

 

Geçen yüzyılın başında imparatorluklar dağıldı. İmpratorlukların bünyesinde bulunan milletler Birinci Dünya Savaşının galipleri tarafından güdümlü devletçikler halinde teşkilatlandırıldı. Bağımlı devletler, özgür olduklarını zannettikleri halde, totaliter rejimlere mahkum edildi. Diktatörler, vasi devletler tarafından korundu ve desteklendi.

İki dünya harbi arasında, batının gelişmiş devletleri daha ziyade faşist diktalarla, Sovyetler ve bağlıları da kominist diktalarla idare edildi.

İkinci Dünya Savaşı sonrasında, batılı devletlerde, ABD ve İngiltere örnek alınarak, demokratik sistemler yerleşirken, Rusya ve bağımlılarında Kominizm yönetim sistemi olarak benimsendi.

Batı, Kominizme karşı Amerikanın önderliğinde NATO blokunu, Rusyanın Liderliğindeki Sovyetler Birliği de, azgın kapitalizme karşı VARŞOVA Paktını oluşturdu.

ÖZGÜR SURİYE ORDUSUNA

DİPLOMATİK MİSYON VERİLMELİDİR.

Suriye 22 Haziran 2012 tarihinde Kara Sularını ihlal ettiği iddiası ile, Türk Hava Kuvvetlerine mensup bir RF-4E Keşif Uçağını, Lazkiye'nin 13 mil açığında düşürmüştür. Suriye Savunma Bakanlığından yapılan açıklamada;

turk-jetini-suriye-dusurdu"Suriye sınırını 1 kilometre kadar geçen bir uçak görüldüğünü, karasularında alçak uçuş yapan uçağın Sınır ihlali yaptığını, uçaksavar bataryaları tarafından açılan ateş sonucunda, kıyıdan 10 deniz mili kadar uzaklığa düştüğünün tespit edildiğini, hedefi vurduktan sonra Türk Uçağı olduğunu farkettiklerini ve Türkiye ile birlikte, pilotların aranması faaliyetlerine katıldıklarını” ifade etmiştir.

Dışişleri Bakanımız Sayın Ahmet Davutoğlu tarafından 24 Haziran 2012 günü basına yapılan açıklamadan, “uçağımızın silahsız olarak ve Suriye kıyılarından 13 mil uzakta, yani Suriye Karasuları dışında, radar sistemimizin denenmesi amacına dönük bir deneme uçuşu yaparken düşürüldüğünü” açıklamıştır.

Suriye tarfından yapılan açıklama masum görünse de, uçağımızın vurulması olayı önceden hesaplanmış, planlanmış düşmanca bir harekettir.

MANEVİYAT YÜKLÜ KUDÜS-Ü ŞERİF ZİYARETİ

Yeryüzünün ikinci olarak inşa edilen, Müslümanların ilk kıblesi ve fazilette üçüncü mukaddes mescidinin, Peygamber Efendimiz (SAV) in Miracının başlangıç noktasının, Peygamberlere imam olup namaz kıldırdığı Mescidi Aksa'nın bulunduğu, Semavî dinlerin kutsal mekanlarını barındıran, on binlerce Peygamberin metfun olduğu, son dört asrı Osmanlı İdaresinde olmak üzere 12 asır Müslümanların hakimiyetinde kalan Kudüs-ü Şerif'i ziyaret etmek bize de nasip oldu. 

Manevî yoğunluklu bir dört gün geçirdik.

ASDER Mensubu 23 seçkin arkadaşımızın bulunduğu 160 kişilik bir Tur Organizasyonu ile, İstanbul'dan iki saatlik uçak yolculuğundan sonra, Tel Aviv Hava Alanına indik. Bir saatlik kara yolculuğunu müteakip Kudüs-ü Şerif'e ulaştık. Cuma namazımızı, surlarla çevrilmiş, yüz kırk bin metrekarelik bir alana sahip olan, 17 ayrı kapıdan girilebilen, üzerinde bulunan Kubbet-üs Sahra, 5000 kişilik Kıble Mescidi, Mervan Mescidinin ve yoğun yağmura rağmen bütün açık alanlarının insanlarla dolu olduğu Mescid-i Aksa'da, diğer adı ile Harem-i Şerif'te kıldık.