Tüm Eğitim ve Danışmanlık hizmetlerimiz dost ve müttefik ülkelerin Silahlı Kuvvetleri ve Polis Teşkilatlarına mahsustur.

Eğitimlerimize bireysel katılım mümkün değildir!

 

Haberler

FİLİSTİN SORUNU NASIL ÇÖZÜLÜR?

İsrail'in kullandığı yöntemle çözülür. Yani Filistin'in, İsrail'in askerî gücünü dengeleyecek bir askerî gücü, İsrail'in karşısına koymasıyla çözülür.

Barışçı yaklaşımlar, İsrail'i hakkaniyet çizgisine getiremez.

İsrail sahip olduğu güce ve arkasındaki batı desteğine güveniyor.

Bir de, Filistin'in zayıf, güçsüz ve yalnızlığı onu daha da saldırgan yapıyor.

Hedeflerine ulaşıncaya kadar, askerî gücünü Filistin Halkı üzerinde kullanmaya devam edecektir.

FİLİSTİN TÜRKİYE'NİN ASLÎ MESELELERİNDENDİR

FİLİSTİN-6

 

Dünya gündemini uzunca bir süre daha, FİLİSTİN Meselesinin işgal edeceği anlaşılmaktadır.

  • Kökeni farklı bir şahsiyetin Amerika Birleşik Devletlerine Başkan seçilmiş olması ve yeni dönemde, ekonomik kriz içinden çıkma gayreti içinde olan ABD'nin, şiddet yanlısı dış politasını terkederek, İslâm Dünyası ve Ortadoğu Ülkeleri ile daha yumuşak ilişkilere dayanan politikalar geliştirmek istediği mesajlarının verilmesi;

  • İsrail'in 27 Aralık 2008'de başlayıp, hızı 18 Ocak 2009'da kesilmekle birlikte devam eden GAZZE soykırım teşebbüsü;

  • İsrail'de 10 Şubat 2009 tarihinde yapılacak parlamento seçimleri ve seçim propogandaları sırasında, önde giden siyasî partilerin, Filistin'in meşru hükümetini oluşturan ve GAZZE'deki direnişin mimarı HAMAS'ı yok etme vaatleri;

Bir süre daha dünyanın FİLİSTİN'i konuşacağını göstermektedir.

  • İsrail'in Gazze Saldırısı sırasında, sivil toplum kuruluşlarının öncülüğünde yapılan gösteri ve mitingler sonunda, Türk Halkının ayağa kalkması ve maddi ve manevi yardımlarını Filistin'e yöneltmesi;

  • MGK vasıtası ile Saldırının durdurulması çağrısı, Başbakan vasıtasıyla TC Hükümeti tarafından İsrail'e karşı tavır alınması;

  • 29 Ocak 2009 tarihinde DAVOS'ta yapılan Panelde Başbakanımızın, İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres'e sert çıkışı;

Türkiye'yi dünya gündeminin merkezine oturtmuştur.

Davos Çıkışı Yeni Bir Sürecin Başlangıcıdır

Türkiye, Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın ağzından Davos'ta, zalimlere karşı mazlumların koruyucusu olduğunu ve İslâm Aleminin hukukunu korumaya hazır olduğunu açıklamıştır.
Özlediğimiz tavır Davos'ta sergilenmiştir.
Verilen tepki, dünya lideri ülkelerine yaraşır bir tepki idi.

Ezik insanların yorumları, bu tarihi olayı yanlış gösteremez.
Dış temsilcilerimiz daha kişilikli olmalıdır.
Türkiye'nin gücünü ve önemini, önce kendi insanımız anlamalıdır.
İsrail, dünyada görmediği tepkiyi Sayın Başbakan Tayyip Erdoğan'dan almıştır.
İsrail'e karşı, askeri gücü devreye sokmak kadar önemli bir kararlılık ve ağırlık konulmuştur.
İsrail bundan sonra pervasız davranamayacaktır.
Katliamlarına devam edemeyecektir.
Türkiye'nin ikazları daha fazla dikkate alınacaktır.
Anladığı üslupla, Türkiye'nin kararlılığı anlatılmıştır.

TÜRK-İSRAİL İLİŞKİLERİ DÖNÜM NOKTASINDA

İsrail'in Gazze saldırısından sonra, Türkiye İsrail ilişkilerinde bir dönemi kapatıp yeni bir dönemin açılmasını gerektirecek olaylar yaşandı, kitlesel tepkiler gelişti.

İlişkilerin gerçek rayına oturması gerekir.

Milletin rızası dışında oluşan iradenin, Türkiye'nin imkanlarını İsrail'e tahsis ettiği bir dönem yaşadık.

Sincan Belediyesi tarafından düzenlenen Kudüs gecesinde, israil'in Filistin'de uyguladığı katliamları anlatan bir temsil nedeniyle, Şubat 1997'de İlçeyi tanklarla işgal ettiren, bu oyunu Post Modern Darbenin gerekçesi yapan ve “demokrasiye balans ayarı” yaptıklarını söyleyen 28 Şubat zihniyeti; 1992 yılında yapılmış “Turizm İşbirliği Anlaşması”na ilave olarak arka arkaya;

  • 23 Şubat 1996 tarihinde Askerî Eğitim ve İşbirliği Anlaşmasını,
  • 14 Mart 1996 tarihinde Serbest Ticaret Anlaşmasını,
  • 26 Ağustos 1996 tarihinde Savunma Sanayii İşbirliği Anlaşmasını,

Yapmıştır.

FİLİSTİN'İN DE ORDUSU OLMALIDIR

İsrail'in son Gazze Saldırısının hedeflerinin neler olabileceğini 15 Ocak 2009 tarihli “İsrail Savunma Savaşına Zorlanmalıdır” başlıklı yazımızda ifade etmeye çalışmıştık.

Hatırlanırsa o yazımızda, saldırıda ulaşmak istediği hedefleri ifade ettikten sonra ;

En geç 20 Ocak 2009 tarihine kadar, yaptığı hamle ile ve daha sonraki hamleler için elde ettiği avantajla, birlikleri de fazla yıpranmadan, sanki bir sürek avı zamanı kadar bir süre içinde, Filistine ve tüm dünyaya şartsız olarak “ATEŞ KES” kabul ettirmek olabilir.” demiştik.

Saldırı 18 Ocak 2009 tarihinde durdurulmuş, 21 Ocak 2009 tarihinden itibaren de çekilme başlamıştır. Ama kuşatmanın ve ablukanın daha sıkı olarak devam edeceği kanaati devam etmektedir.

İsrail Dışişleri Bakanının beyanatlarından, saldırının, bizim işaret ettiklerimize benzer amaçlarla yapıldığı anlaşılmaktadır.

İsrail açıkça, “ihtiyaç duyduğumuzda askerî harekât yaparız”, “bize de kimse karışamaz ve İsrail'i kimse engelleyemez” demektedir.

İSRAİL SAVUNMA SAVAŞINA ZORLANMALIDIR

FİLİSTİN-2

 

Her şeyin bir doyum noktası vardır. Savaşlarda da doyum noktası, zaferin hezimete dönüştüğü, taarruz veya savunmanın sürdürülebildiği son noktadır. Liderler ve ehliyetli komutanlar, bu noktaya gelmeden önce ateşkesin ve barışın yapılmasını planlarlar.

İsrail'deki Yahudi Nüfusu dört milyon civarındadır. Askerlik çağındaki erkek nüfusu en fazla 700 bin olabilir. Ordusunun seferi kadrosu ise 500 bin civarındadır. Bütün yedeklerini göreve çağırmak mecburiyetinde kalsa, evinde ve işinde kimse kalmaz. Bu hali uzun süre devam ettiremez.

Bugüne kadar uyguladığı savaş stratejisi, baskın şeklinde ve yoğun hava desteğinde, zırhlı birliklerle taarruz ederek, hedeflerini süratle ele geçirmek, bu safhaya yaklaşırken BM ve batı ülkelerinin araya girmesini sağlayarak, taarruzlarının hızı kesilmeden, ateşkes yapmaktır.

İSLÂMIN GARİP VE YETİM ÇOCUKLARI

Her gün yeni bir katliam.

Ülkelere öldürerek giriyorlar.

Girdikten sonra öyle karıştırıyorlar ki, kan durmuyor.

2003 yılından beri Irak'ta 650 bin sivil katledilmiş.

Afganistan'da her yıl binlerce sivil hayatını kaybediyor.

Filistin, 60 yıldır kan ağlıyor. Açık hapishane gibi..

İsrail, bütün modern harp gücü ile, sınırsız şekilde, 27 Aralık 2008'den beri beş gündür Gazze'yi bombalıyor. Bu yazının yazıldığı 31 Aralık itibariyle, 380 şehit, en az 1700 yaralı var.

İslâm aleminde, tepkiler çığ gibi, ama sonuç yok.

Katliam resimleri içimizi sızlatıyor.

Bu Ülkeler, “İslâmın Garip ve Yetim” Ülkeleridir.