News

Basında yer alan haberlere göre "Kırıkkale MKEK Silah Fabrikası müdürü devlete ait sırları" satarak casusluk yaptığı iddiası ile tutuklanmıştır. Tutuklanan fabrika müdürü Mustafa Tanrıverdi'nin SADAT A.Ş. veya yöneticileri ile hiç bir ilgisi ve irtibatı olmayıp sadece soyadı benzerliği olduğunu kamuoyuna duyururuz.

Alınan bilgiye göre, 1 Nisan'da gelen, "MKE Silah Fabrikası'ndan devlete ait sırların satılmak istendiği" yönündeki bir ihbarı değerlendiren Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma başlatarak, takibinin yapılması için dosyayı Ankara Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü'ne gönderdi. 
İhbarda Fabrika Müdürü Mustafa Tanrıverdi'nin para karşılığında 2 silaha ait çizim ve üretim planlarını ABD'li bir silah fabrikasına satacağı bilgisini değerlendiren ekipler, Tanrıverdi'yi yakın takibe aldı.
Sulh Ceza Hakimliğinden alınan teknik araçla izleme kararının ardından Tanrıverdi'nin makam odası ile evi 24 saat takibe alındı. Tanrıverdi'nin alışverişi Söğütözü'nde bir lokantada gerçekleştireceğinin öğrenilmesinin ardından, söz konusu lokantada buluşmanın gerçekleşeceği özel salona da dinleme ve görüntüleme cihazları yerleştirildi.
Söz konusu yere makam aracıyla gelen Tanrıverdi'nin alışverişi bitirmesini bekleyen ekipler, lokanta çıkışında fabrika müdürünü gözaltına aldı.
'Sırları satmaya çalıştı' iddiası
Tanrıverdi'nin taşınabilir 2 bellek içerisinde getirdiği patenti MKE'ye ait MP-5 silahın çizim ve üretim planları için 200 bin lira, üretime henüz başlanan Milli Piyade Tüfeği MPT-76'nın çizim ve tüm üretim planları için ise 300 bin ABD doları aldığı tespit edildi.
Tanrıverdi, gözaltına alındıktan sonra sevkedildiği mahkeme tarafından "Devlet sırlarından yararlanma, devlet hizmetlerine sadakatsizlik ve rüşvet alma" suçlarından tutuklanırken, evi ve işyerinde de arama ve el koyma işlemlerinin yapıldığı öğrenildi.
Olayla ilgili soruşturmanın sürdüğü öğrenildi.
Alıntı: Anadolu Ajansı http://aa.com.tr/tr/turkiye/mke-silah-fabrikasi-muduru-tutuklandi/551233

1.     PKK DIŞ TEHDİTTİR

Bir kısım silahlı unsurlar, başka bir ülkede teşkilâtlandırılıyor, eğitiliyor, donatılıyor, silahlandırılıyor, sınırlarımızdan içeri gayri meşru yollardan sokuluyor, devletin meşru düzenine karşı silahlı eylemlere girişiyor ve bütün bu faaliyetler yabancı ülkenin topraklarında üslenmiş kadrolar tarafından yönetiliyorsa, bu açıkça kökü dışarıda bir asimetrik savaş uygulamasıdır.

Türkiye, Güneydoğu sınırlarımızın dışında üslenmiş, uluslar arası güçlerin desteklediği bir terör örgütü ile sınırlarımızın içinde ve dışında asimetrik (Gayri Nizamî) bir savaşın tarafıdır. 

Aşağıda yer alan Yusuf Çağlayan'a ait makale 12 Eylül 2014 tarihinde Yeni Asya gazetesinde yayınlanmıştır. 

İslâm dünyasının ortak bir savunma sistemi bulunmuyor. Ülkeler bazındaki savunma sistemleri ise, Avrupa ve ABD merkezli yetmiş kadar şirket tarafından yapılandırılıyor, eğitiliyor ve teçhiz ediliyor. Dolayısıyla, İslâm ülkelerinin yerli ve öz kaynaklara dayanan bir savunma stratejileri, sanayileri ve kurumları bulunmuyor. Avrupalı ve ABD'li şirketlerin organize ettiği ve tamamen bu şirketlerin teknik denetimi altında bulunan bir savunma sisteminin, Avrupa ve ABD'nin siyasî, sosyolojik ve askerî stratejilerinden bağımsız olması düşünülebilir mi?

Cumhurbaşkanı Abdullah GÜL

ASSAM Adaleti Savunanlar Stratejik Araştırmalar Merkezi internet sitesinde 22 Ağustos 2014 tarihinde Cumhurbaşkanlığı tarafından paylaşılan Savunma Reformu ile ilgili raporda şirketimizin faaliyet alanı ile ilgili mevzuat boşluğu ve ihtiyacını da konu edinen bir makale yayınlanmıştır. Önemi sebebiyle makaleyi buraya alıntılıyoruz...

 

Savunma Reformu Raporu

 

Büyük milletlerin sorumlulukları da büyük olur. Büyük sorumlulukları taşımak hiç şüphesiz büyük güç ister. Askeri güç olmaksızın da büyük güç olunmaz.

Abdullah GÜL

Cumhurbaşkanı

22 Ağustos 2014 Cuma günü T.C. Cumhurbaşkanlığı Kurumsal İnternet Sitesinde Savunma Reformu Çalışma Grubu'nun raporunu tamamladığı haberleştirildi.[1]

Türkiye'nin 2023 hedefleri ile bölgesel ve küresel güç olma yolunda ki gayretleri açısından Savunma Reformu ciddi önem taşımaktadır. Bu kapsamda MSB ve TSK'nde yapısal reform yapılmasının yanı sıra silah ve komuta kontrol sistemlerinde de teknolojik reform yapılması önem arz etmektedir. Savunma sistemlerinin NATO savunma sistemlerine entegre olması NATO bağımlılığı anlamına gelmemelidir. Tam bağımsızlık ilkesi gereği olarak özgün savunma sistemleri üretilip komuta kontrol sistemleri gerektiğinde farklı paktlara da entegre edilebilir tasarlanmalıdır. Dolayısıyla hali hazırdaki TSK'nde yapılmakta olan modernizasyon çalışmaları ile TSK'nın savunma sistemlerinin reform ihtiyacı birbiri ile karıştırılmamalıdır. Aksi takdirde Ortadoğu'da sınırlarımızda olup biten olaylara daha uzun süreler seyirci kalmaya ve sadece insani yardım göndermeye ama kan akıtılmasını engelleyecek kalıcı çözümler üretmek konusunda eli kolu bağlı durmaya devam ederiz.

The Announcement to Public Opinion on the Slander Campaign published in the Ulusal Channel [1] and Aydınlık Newspaper[2] 

According to a report published on Ulusal Channel and Aydinlik Newspaper on July 8, 2014.

"The defense company SADAT, founded by soldiers expelled from the Turkish Army due to their reactionaries, also came up with an interesting proclamation.

In the announcement on the SADAT website, "We are looking for a technician who speaks Arabic to repair Russian tank and Jeep Hummer". In the announcement was stated, technicians will work on repairs and renovations in friendly and allied countries.

It is striking that Russian tanks and Hummer vehicles are used by the military in Syria and Iraq. ISIS terrorists have recently made a show with Russian tanks they had captured in Syria.

The interesting job advertisement has raised the question "Is SADAT working for ISIS".

SADAT company's interest in the conflicts in Iraq and Syria is not limited to that. It was revealed that one of the advisors of SADAT, retired tank major Mustafa Bozgeyik, was killed in the clashes in the city of Aleppo, Syria in March 2014".

21 Ağustos 2013'te Suriye'nin başkenti Şam'da Kimyasal Silah kullanılmış ve BM raporuna göre 1400 civarında sivil bu saldırıda hayatını kaybetmiştir.

Rapor özetle şu bilgileri içermektedir;

  • Aralarında hastaların, kurbanların, sağlık ve ilk yardım çalışanlarının da bulunduğu hayatta kalan 50'den fazla kişiyle görüşülmüş
  • Mühammat ve parçaları belgelenmiş
  • Zehire maruz kalıp sağ kurtulanlardaki bulgular incelenmiş
  • Biyomedikal (saç, idrar ve kan) örnekler toplanmış ve analiz edilmiş
  • 30 civarında toprak ve çevre numunesi toplanmış ve analiz edilmiştir.

Sonuçta ulaşılan analitik gerçekler şunlardır;

  • Toprağa saplanmış ve patlamış halde kimyasal malzemeyi taşıma kapasitesine sahip halen üzerinde sarin gazı bulaşığı olan karadan-karaya füzeler bulunmuştur;
  • Roketin etki alanı içinde hayatta kalanların bulunduğu bölge yakınlarında çevrenin sarin gazı ile kirlendiği tespit edilmiştir;
  • Sağ kurtulan birçok kişide açıkça organofosfor bileşiği zehirlenmesi tanısı ve zehirlenme belirtisi bulunmuştur;
  • Hayatta kalanlardan alınan kan örneklerinin neredeyse tamamında sarin ve sarin izleri pozitiftir.