Tüm Eğitim ve Danışmanlık hizmetlerimiz dost ve müttefik ülkelerin Silahlı Kuvvetleri ve Polis Teşkilatlarına mahsustur.

Eğitimlerimize bireysel katılım mümkün değildir!

 

Türk-İsrail İlişkilerinde Yeni Dönem (03 Eylül 2011)

TÜRK-İSRAİL İLİŞKİLERİNDE YENİ DÖNEM

Gazze'ye insanî yardım taşıyan Mavi Marmara Gemisine, Doğu Akdeniz'in Uluslararası sularında, İsrail Deniz gücü tarafında yapılan silahlı baskının (Mayıs 2010) üzerinden 15 ay geçti. Bu baskında 9 Türk Vatandaşı hayatını kaybetmişti.

Türkiye İsrail'in özür dilemesini ve şehitlerin yakınlarına tazminat ödemesini talep etmişti. İsrail bu talepleri karşılamadı. Türkiye meseleyi Birleşmiş Milletler Güvenlik konseyine götürdü. Ancak oradan sızan haberlere göre de, Türkiye'nin taleplerinin gerçekleşmesi için tatmin edici bir kararın çıkmayacağı anlaşıldı.

Bugün (02 Eylül 2011) Türkiye'nin tepkisini Dışişleri Bakanımız, Prof. Sn. Ahmet Davutoğlu'ndan dinledik.

Beş konuda Türkiye İsrail'e yaptırım uygulayacak:

  1. Diplomatik ilişkiler ikinci katiplik düzeyine indirilecek.

  2. Mavi Marmara'da şehit edilenlerin yakınlarının açtıkları davalara aktif destek verilecek.

  3. Gazze'ye uygulanan abluka tanınmayacak ve kaldırılması için Lahey Adalet Divanına gidilecek.

  4. Doğu Akdeniz'deki deniz trafiğinin güvenle yapılabilmesi için aktif tedbirler alınacak.

  5. Türkiye ile İsrail arasındaki tüm Askeri anlaşmalar askıya alınacak.

Bu karar Türkiye'nin Ortadoğu'daki gerçek rakibinin ve hasmının İsrail olduğunun şuuruna eriştiğinin ifadesidir diyebiliriz.

İsrail'in, kararlarına muhalefet edenlere karşı, fütursuz ve sınırsız askeri tedbir uygulaması ve askeri gücünü sürekli geliştirmesi, Türkiye'yi ve dostlarını açık olarak tehdit etmeye başlamıştı.

İsrail, Türkiye Sınırları içinde kendisine vaat edilmiş toprakların bulunduğunu söyleyen ve Filistin'i sınırları içine alıp asimile ettikten sonra, en geç orta vadede, Türkiye ile karşı karşıya gelmesi muhtemel bir güçtür.

Bu gerçeği kavrayarak, dış politikamızı yeniden düzenleyen AK Parti İktidarını Sayın Başbakanımızı ve Dış İşleri Bakanımızı kutlamalıyız.

İsrail, AK Parti İktidar dönemine kadar Türkiye'yi kendi kirli emelleri için kullanmıştır. Kullanılmanın zirvesi de 28 Şubat sürecinde yaşanmıştır.

Türkiye gelinen noktadan geri adım atmamalıdır. Bu husustaki kararlılık, Ülkemizin milli menfaatlerinin korunmasına hizmet edeceği gibi, İslam Birliğinin oluşturulmasına da hizmet edecektir.

Alınan kararların uygulanması önem arz etmektedir. Bunun için;

  • Türkiye Hamas’ı öne çıkararak, Filistin ile askeri, savunma ve savunma sanayii işbirliği anlaşmaları yapmalıdır.

  • Bu anlaşmaların gereği olarak Türkiye, Filistin'in askeri gücünün İsrail ile baş edebilecek seviyeye gelmesi için, Filistin'e eğitim ve teknik destek vermelidir.

  • Türkiye'nin öncülüğünde İslam Ani Müdahale gücü kurulmalı ve bu gücün Gazze'de görev yapması sağlanmalıdır.

  • Lahey Adalet Divanına ve Uluslararası Ceza Mahkemesine alternatif, İslam Dünyası Adalet Divanı ve İslam Dünyası Ceza Mahkemesinin Kurulup, İslam Ülkeleri arasındaki ve diğer ülkelerle İslam ülkelerinin arasındaki meselelerin bu mahkemelerde de görüşülmesi sağlanmalıdır.

  • İslam Ülkelerinin destek ve yardımı ile Filistin için düzenli ordu kurulmalıdır.

  • Gazze Limanı Uluslararası standartlara göre Türk İnşaat firmaları tarafından inşa edilmeli ve Gazze'nin dünya ile deniz irtibatı bu liman vasıtasıyla sağlanmalıdır.

  • Gazze'nin Mısır ile olan Refah Kapısı, Gazze’nin karadan dünya ile irtibatını sağlayacak şekle getirilmelidir.

Türkiye'nin ve İslam Dünyası'nın geleceği ile Dünyanın huzuru bu tedbirlerin hayata geçirilmesindedir. 03 Eylül 2011

Adnan Tanrıverdi

Emekli Tuğgeneral

ASDER Onursal Başkanı